İnsanlar düşündüğünü mü yaşıyor yoksa o an ki yaşayış biçimini mi?

Bence insanlar o an ki ortamın yaşayışını yaşıyor neden diye sorarsanız, insanlar eğer düşündüklerini yaşasalardı hiçbir şey böyle olmazdı ama düşündüklerini yaşamak içinde harekete geçmek gerekiyor. Aslında hayallerimiz de birer düşünce çünkü kendimiz için en iyi olan şeyleri birer hedef, düşünce haline getiriyoruz.

İnsanlar ne düşündüğünün farkında mı acaba?

Bence hayır çünkü insan ne düşündüğünün ne yaptığının farkında olmadan bir anlık kararlar veriyor. Mantıkende bu durum yaşayışını etkiliyor. Birde şöyle bir durum söz konusu; düşüncem ile yaşam tarzım, yaşayışım aynı değil diye bir düşünce var. Nedeni ise aklındaki düşünceleri veya birnevi hayallerini  ifade edemiyor yada onları gerçekleştirmek için bir çaba sarf etmiyor. Fark ettiyseniz eğer her konu başlığının altında bir çaba gösterme, harekete geçme kısacası bir emek gerekiyor. Herkesin hayalleri vardır illaki bizim düşüncelerimiz farklı ama ortak bir nokta var ki hepsi için bir çalışma, çaba, emek gerekiyor.

Düşündüğümüz  herşeyi yapıyor muyuz, bence hayır. Çünkü insanlar her zaman bir şeyi bahane ediyor. Bu da strese girmemize sebep oluyor, bu nedenle yanlış yapıyoruz ve sıkıntılarımız çoğalıyor. Halbuki ertelemez ve bahane etmezsek yaşayışımız ve düşüncemiz bir olur ve mutlu oluyor. Çünkü her şeyi beynimizde kuruyor ve onaylıyoruz. O yüzden düşüncemizle yaşayışımızın bir olmasını istiyorsak ertelemememiz gerekiyor.


KAYNAKÇA

En baştaki görsel;  https://m.facebook.com/profile.php?id=100059651082038&wtsid=rdr_0uFda6EOB3MtXqYQc

Sözün yazılı olduğu görsel; https://yasanacakdunya.net/sozler/10233


Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere nesli tükenen bir dinazor olan T-Rex'ten bahsedeceğim. Günümüzden 70 milyon yıl önce T-rex dinazorların en yırtıcısı ve "türün kralı" olarak tanımlanıyor. T-rex'in ne kadar güçlü olduğunu şu yazıdan anlayabilirsiniz.

"T-Rex, tek bir dişi filin ağırlığı kadar, yaklaşik 6 ton civarında kuvvet uyguluyor. Yetişkin bir T-rex'in, ısırdığından arka dişine yaklaşik 6 tonluk bir kuvvetin baskı yaptığını belirten bilim adamları, insanla mukaseye edildiğinde, tek bir dişe 70 ila 100 kilo kuvvet denk geldinin altını çizdi"

Arkadaşlar, düşünün T-rex'si 3 aslan, 2 fil ve bir ayı hepsinin gücü bir t-rex'i yenemez. Uzunlukları 14-15 metreyi bulabilir. Bugün benden bu kadar görüşürüz arkadaşlar. 

KAYNAKÇA





 NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ ALMIŞ KİTAPLAR 


Nobel Edebiyat Ödülü

Nobel Edebiyat Ödülü Alfred Nobel'in sözleri ile idealist gidişini en farklı şekilde anlatan(ifade eden) yazarlara verilmektedir.İsveç Akedemisi her yıl bu ödüle layık görülen kişiyi seçiyor.

1) Kırmızı Zambak: Anatole France

Kırmızı Zambak 1894 yılında yayımlanmıştır. Fransız edebiyatında önemli bir yere sahip olan kırmızı Zambak Anatole FRANCE tarafından yazılmıştır. Kırmızı Zambak kitabının yazılmasına ilham olan kişi Anatole France'nin biten evliliğinden sonra tanıştığı Mademe Arman De Caillavet'dir. 1921 yılında ise kırmızı Zambak Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.
2) Kırmızı Saçlı Kadın: Orhan Ferit PAMUK

Kullanıcı Kırmızı Saçlı Kadın Türkler için önemli bir eserdir, eserin yanı sıra yazar da çok önemlidir. Çünkü Orhan Pamuk ilk Nobel Edebiyat ödülü alan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve bu ödül alan en genç edebiyatçılardandı. Kırmızı Saçlı Kadın Nobel Edebiyat ödülünün yanı sıra birçok Edebiyat ödülü almıştır ve 12 Ekim 2006 tarihinde Nobel Edebiyat ödülünü almaya hak kazanmıştır.



3) Serbest Düşüş: Sir William Gerald GOLDİNG

William Gerald GOLDİNG'in yazmış olduğu Serbest Düşüş 1983 Nobel Edebiyat ödülü almaya hak kazanmıştır. Bu kitap özgürlük ve sorumluluk gibi kavramlar irdelediği için oldukça değer kazanmış ve birçoğu dile çevrilmiştir bunlardan biri Türkçe'dir.


4) Yüzyıllık Yalnızlık: Gabriel Garcia Marquez

Yüzyıllık yalnızlık 1967 yılında basıldı ve 1982 yılında Nobel Edebiyat ödülü aldı. Türkiye'de çevirisini ilk yapan Seçkin Selvi'dir ve bu çeviri Can yayınları taraflıca 2005 tarihinde yayınlandı. Gabriel Garcia Nobel Edebiyat Ödüllü ve daha birçok edebiyat ödülleri almıştır.



5) Körlük: Jose SARAMAGO

Jose SARAMAGO'nun yazdığı Körlük kitabı 1995'te yayınlandı ve 1998'de Nobel Edebiyat ödülüne layık görüldü. Bu kitap yazımında nokta ve virgül harcı hiçbir noktalama işareti kullanılmamıştır.

KAYNAKÇA:


Nobel Edebiyat ödülü hakkında bilgi edindiğim site;
Nobel Edebiyat Ödülü https://g.co/kgs/4ch6mH

Nobel Edebiyat ödülü almış kitaplar hakkında bilgi edindiğim siteler;

Nobel Edebiyat ödülü almış kitapların aldıkları site;
Galiba pek uzatamadan konuya gireceğim;

İnsanlar bazen o kadar anlayışsız olabiliyor ki onları hiç çözemiyorsun ve sen de açtığı yaralar yetmiyormuş gibi üstüne bir de anlayışsız davranıyorlar. O açtığınız yaradan sonra belki biraz anlayışlı davransanız insanın o kadar değişmesine sebep olmazsınız. Evet en komik olan yanıda bu zaten değil mi? Zaten onca şey yaparlar sonra değişirsin ve bu sefer de yargılamaya başlarlar. Öyle zamanlar oluyor ki kendini bile tanıyamıyorsun ve galiba bunun en büyük sebebi insanların "anlayışsız ve yargılayıcı" olmalarıdır. Bazen çok sınırlarını aşıyorlar hiçbir şey diyemiyorsun o an içinde bir korku oluyor ama bu ne korkusu onu hala ben de çözemedim, derinlerden bir ses de diyor ki o korku kaybetme korkusu olabilir.
O an neyi kaybedebilirsin ki zaten. Sana bunu yapanları hayatından çıkarman gerekir. Hatamız da bu olabilir, daha doğrusu istemeyerek veya farkında olmayarak yaptığımız hatalar. Bu suçsuz dünyayı da insanlar bozdu içinde yaşayan suçsuz insanları da suçlu insanlar bozdu. Ne garip cümleler değil mi işte bu garip cümlelerin tek sebebi insanların anlayışsız ve yargılayıcı olmalarıdır.

0 (sıfır) Rakamını kim buldu ve nasıl ortaya çıktı?

0'ı; Harezmi buldu.

Sıfır Matematik'ten tamı tamına 4800 yıl sonra bulundu.

Peki Harezmi sıfırı nasıl buldu?




Eski dönemlerde insanların tarım yapacağı arsaları varmış. İnsanlar tarım yaptıktan sonra su kaynakları çok fazla olmadığı için tarımlarındaki ürünleri sulayamıyorlarmış ve bu yüzden bir nehirin yanına kurarlarmış ama bu nehir bazı mevsimlerde taşarmış o yüzden tarım alanları yıkılır zorluk yaşarlarmış. Bu yüzden tarım arazilerini biraz daha uzak ama nehire azda olsa yakın yere kurarlarmış. Uzak yerlerdeki arazileri herkes önceki arazisi ölçümünde alması için adımlarla ölçmeye başlamış ve kendi paylarına düşen alanları almışlar ve asıl  o anda matematik bulunmuş. Eee bizim konumuz sıfırın bulunması ve şimdi anlatıyorum sıfırın bulunuşunu; Matematik bulunduktan 4800 yıl sonra El-Harezmi  uğraşmış uğraşmış hiçlik sembolünün, rakamının simgesi 0 olsun demiş. Tabi herkes kolay kolay kabul etmemiş "Hiçlik bir hiçtir, nasıl ona rakam sembol verebiliyorsun." diye hep itiraz etmişler ve kabul etmeleri kolay olmamış. Sıfır (0) hızla dünya geneline yayıldı ve sıfır bulundu.




Cebrisel ve geometrik metotlarla çözmenin kurallarını ve usüllerini tespit etti. Matematikte ilk defa sıfır (0) rakamını buldu.



Sıfır rakamı MS (milatdan sonra) 1200 yıllarında bulunmuş Leonardo Fibonacci tarafından kullanılmaya başlamış kısa sürede dünya geneline yayılmıştı.



KAYNAKÇA 

Adım fotoğrafı

sıfır görseli 

Harezmi görseli

MATEMATİK görseli